Perşembe , 17 Ağustos 2017
Kül Hece

Kül Hece

Nedenini nasılını niçinini bilmediğim bir acı bu yaşadığım. Gözlerimi kapattığımda kalbimi kaplayan bir pişmanlık furyası. Yastığım ile benim aramdaki hissiyat kavgası, kavgam; kendi kalbimin “kül heceleri” … Hayatının anlamını sorgulama eşiğimin kalbime aksettiği yaşam sancısı belki de… Tüm griliklerin kalbimde kor kızılına büründüğü muhteşem sureti.

Yağmur pencereme ince ince çarparken benim daha önceden duymadığım, görmediğim, hissetmediğim yüreğime yapışan bir güz sancısı, insanın tam da boğazına oturan ve hiç kalmaya niyeti olmayan azabı… Gümüş ayın gecenin en karanlığında tutuklu kaldığında gecemin ayazına düşen kor taneleri…. İçimdeki umut hecelerini tek tek küle çeviren…Belki de Anka suret bulur bu küllerden, vücuda gelir. Anka tüm ihtişamıyla, hayat bulur yokluğun tam ortasında, hiçliğin anavatanında… Umut olur, ışık olur ya da bu küllerde boğuluruz kim bilir? Sonsuzluğumuz olur ama sonumuz olmaz asla. Kül heceler bizim serencamımız olur mu sence?

Şimdi tüm bu feryat figan acı çeken hecelere inat, umudu yeşerten satırlar fısıldanmalı: “İnsan kaybettikleriyle insandır.” ..ve sen bir gün olur da kuş olup gidersen şayet, gökyüzünü de götürme olur mu?

 

Gözlerin şen çocuk sesleri açıyor
Gözlerin yelkenimin fenerleri
Bir sana titriyor gönüllü, yaprağım
Ellerim bir seni terliyor

Sana içlensin şimdi o melekler
Sende dursun akrep ve yelkovan
İçimdeki en acı suların bile şimdi bir tadı var

Uykular masal uykular sapsarı
Şimdi güz yüzünün en güzel yanı
Ay gümüş, geceler şarkılarda mey
Ahh teninle konuşur tenim uyanır

Uykular büyü uykular bilmece
Şimdi gül diken için bi kül hece
Ay tutuklu, geceler yürekte kor
Ah ne fayda, gün ayaz
Tenim adını üşüyor

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*